Onlara söylemeliyim aynı zamanda söylememeliyim de. Yazarın genelde çalıştığı zaman ve mekân kamusal olmadığı, ortada görünmediği için bir giz taşır. Yazma hali meydanda olmayan bir durumdur. Masa her ne kadar evin bir parçası olsa da…
Yorum BırakEtiket: masadakiler özneedebiyat
Sürekli açık duran bir masa fikrini seviyorum. Masamda açık bir sözlük, o sıralar elimin altında durmasını istediğim birkaç kitap, birkaç kalem, sevdiğim birkaç defter… Deftere bazen notlar alsam da aslında bilgisayarda yazmayı severim. Yazıp yeniden…
Yorum BırakBu masa üniversitedeki odamda, pencerenin hemen yanında. Gün ışığında çalışmayı seviyorum sanırım. Fotoğrafa bakan fark eder, masam derli topludur. Evde çalışırken de öyle. Akademik yazının da kurmacanın da belli bir disiplin gerektirdiğini hep düşünmüşümdür. Masada…
Yorum BırakMasadakiler, dediğinizde aklıma hemen şairin masası geldi. “Masa da masaymış ha” diyor ya. Benimkinin sırtlandıklarını düşünüyorum şu anda, bana mısın der mi taşıdıklarına? Yazmak için her zaman masa aradığım söylenemez. Koltuğun kenarı, otobüsün koltuğu da…
Yorum BırakHiçbir zaman kendime ait bir çalışma masam olmadı, bunu bir eksiklik olarak da görmedim. Uzun çay saatlerim vardır. Hep o vakitlerde yazarım. Zaten kolay kolay sabit oturabilen biri değilim. Oturduğumda ise tam bir sessizlik ararım;…
Yorum BırakBu masa ilkokul öğrencisi oğlumun çalışma masasıdır, konumuzla hiç alakası yok. Size göbeğimin fotoğrafını göndermeyi uygun bulmadım, çünkü masa yerine göbek kullanan bir yazarım. Yatarak çalışırım daima. Masa, kâğıt, kalem kullanmam, kitapları çizmem, not almam.…
Yorum BırakHAYALLERİMİN ENGİNLİĞİNDE KAYBOLMAK Özne Edebiyat’a masama konuk olduğu için teşekkürlerimi sunarak başlıyorum. Gördüğünüz gibi benim çalışma masam “Masa da masaymış ha!” dedirten masalar gibi büyük değil. Üzerinde laptopum, yanında okumakta olduğum kitabım, elimde kalemim bir…
Yorum BırakYazmak üzerine yeterince düşündün mü düşünebildim mi bilmiyorum. 20’li yaşlarda bir hevesle sığındığım bu eylemi zaman ilerledikçe alışkanlığa dönüştürdüm. Bazen yazmanın tıpkı okumak gibi bir zehir olduğunu zihnimden geçirdim. Bunu kendime itiraf edebildim mi emin…
Yorum BırakBir türlü taşınamayan birinin hayali masasından sesleniyorum size. Yeni eve yerleşmeme daha çok olduğundan ve insanın şeyleri illa görerek yorumlama ihtiyacından dolayı, zihnimin parçalanmışlığını yansıtan bir görselle geldim karşınıza. Henüz yerini bulmamış masam ve Charles…
1 YorumYazmak için kendine ait bir masan da olmalı, belki de… Ama benim yok. Bazen mutfak masası, bazen çocukların çalışma masası, bazen de salon masası. Hangisi boşsa. Hangisi o an öncelikli olan işlevini yapmıyorsa. Nedenini sormayın,…
Yorum BırakÇalışma masanızı biraz tarif eder misiniz? Aslında çalışma masam yok. Masa başında çalışan biri değilim. Çoğu zaman bilgisayarımı dizlerimin üzerine koyabileceğim bir yer buluyorum. Bir koltuk, pencerenin önü, bazen evin hiç hesapta olmayan bir köşesi……
Yorum Bırakİnsanın iç eğilimi doğal olana yatkındır. Kendiliğimiz için buna ihtiyaç duyarız. Evimde en çok kendim olabildiğim yer çalışma masam. Özellikle ağaçla, ahşapla ünsiyet kurmayı hep sevdiğim için çalışma masam ve kütüphanem ağaçtan. Masamın üst rafında…
Yorum BırakMasam annemin çeyizinden kalma. Otuz beş yıllık. Doksan dokuz depreminde ayağı çatladı, tamir ettirmedik. Bazı şeylerin izi geçmemeli, unutmamak için. Nasılsa kendime ait bir düzen kurarım diye daha işlevli bir masa yaptırma zahmetinde bulunmak istemedim…
Yorum BırakÇekim tamam. Çok da beceremem genelde ama bu defa fena olmadı sanki. Masamı ilk kez bir fotoğraf karesi içinde görünce özelimi aşikâr edeceğim duygusuna kapıldım önce, ürperdim, sonra geçti bu ürperti; çalıştığın, okuduğun, yazdığın masayı…
Yorum BırakMasa, piyano ve kütüphane… Benim için üç eşya değil, kendi evrenimin üç ayrı kapısı. Kırk dört yaşıma kadar biriktirdiğim deneyimler, düşündüklerim, sustuklarım ve anlatmak istediklerim burada birbirine karışıyor. Beni anlatan üç kelimeyi arasanız, belki de…
Yorum BırakNormalde İstanbul’da yemek masasında yazıyorum ya da büromdaki masamda. O yüzden yazı masamın üzerinde ekmek kırıntıları ya da dava dosyaları bolca bulunuyor. Antalya’ya geldiğimde, kızım yoksa onun masasını ‘ödünç’ alıyorum. Fotoğraftaki masa da aslında kızıma…
Yorum Bırak














