MASADAKİLER: HÜMEYRA YARGICI

Merhabalar ve davetiniz için teşekkürler. Şu sıralar üzerinde çalıştığım, okuma ve yazma yaptığım masamın anlık atmosferini isteğiniz üzere fotoğrafladım. Masamda okunmayı bekleyen kitaplarım, okuyup tekrar ara ara döndüklerim; olmazsa olmazım kalemlerim, not aldığım defterler ve kâğıtlar var. Sabahları balkonu tercih ettiğim için, tabii evdeysem, güneş ışığı benim vazgeçilmezimdir. O olmazsa güne biraz düşük enerjiyle başlarım, canım sıkılır.

Birkaç metin üzerinde çalışmaktayım. Kurgu ya da düz yazı planlıyorsam masayı tercih ederim ama şiiri genellikle masada yazmam. Çocukluk yıllarımdan itibaren masa benim için hep önemli olmuştur. Odamın boş bir arsaya bakan penceresi önündeki masa, ilk gençliğimde bütün mevsimlerin güneşini, rüzgârını, yağmurunu seyrettiğim ve hiç sevmediğim kalabalıklardan kaçtığım köşemdi. Üniversitede aynı masayı kaldığım eve taşımıştım; iş görmez olana kadar çok kahrımı çekti. Hatırası da vardı: Annemin öğretmen olduğunda evini kurarken aldığı masaydı. Eşyalarımı uzun süre kullanmayı sevdiğim ve eşyanın ruhu olduğuna inandığım için ondan ayrılmam ve yenisine alışmam pek kolay olmadı.

Bu masanın benim için ne ifade ettiğini sormuşsunuz. Aslında bahar aylarında ve genel olarak sabahları, fotoğrafladığım balkon masasını kullanırım. Mahallenin güne uyanmasını, kuş seslerini dinlemek, güneşin ışık oyunlarına eşlik etmek; hele hafta içi ise evden çıkmadan tahammül eşiğimi yükseltir. Sair zamanlarda mutfak masasını tercih ederim. Yemek pişerken oluşan boşluklarda, zira unutup ocaktakini yakabilirim, oturuverip üç beş sayfa okurum veya yazdığım metinler üzerinde çalışırım. Eğer çok yayılacaksam salon masasına geçiyorum. Evime gelenlerin espri yaptığı bir konudur, yan yana mekânlarda bu kadar masanın bulunması. Elimi, kolumu, bazen bedenimin üst kısmını önümdeki masaya yaslamak belki de bir yükü paylaşmak anlamına geliyordur: kelimelerin yükünü.

Ruh hâlime gelince… Daha çok şiir okuduğum, bazı şeylere inandığım için kendime kırgın olduğum, “Kendine kırılmanın çaresi yok dünyada” diye bir dize yazmışlığım da var maalesef, dönüp dönüp yazıya, özellikle de güncelerime sığındığım günlerden geçiyorum. Son bir ay masama sadık kalamadım oysa her gün yükümü paylaşırdım onunla. Kucağıma aldığım bir yastık da o işlevi yerine getiriyor bazen. Bütün kaçışlarım, sığınışlarım kelimelere oldu; cebimi onlarla doldurdum hep. Bir gün onlar da cebimden uçuverirlerse hayalini kurup oturamadığım masalara konduklarını farz edeceğim acı bir gülümsemeyle. “Alacaklısı olmadığımız bir hayat”tan geçerken güzel cümlelerle hatırlanmak isterim. Masama kelimeleriyle konuk olan bütün yazarlara teşekkür ederim ama önce size tabii. Çay ikram etmişim farz edin lütfen.

Hümeyra YARGICI

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir