Bir yazarın masası, simyacının laboratuvarı ya da sihirbazın büyü kazanına mı benzer? Gizemli yaratıcılık faaliyetlerinin merkezi, ilham perilerinin ışıklar söndükten sonra dans ettiği bir sunak mıdır yazarın masası? Belki başkaları için böyledir ama benim için…
Yorum BırakÖZNE EDEBİYAT Yazılar
Kasabanın tek fırınında çalışan İsmail, sabah erken saatlerde hamur yoğururken yıllardır değişmeyen rutininin içinde bir şeylerin eksik olduğunu düşünüyordu. Düşünmekle de kalmıyor, kalbinin en derinindeki o kocaman eksikliği; adeta her sabah sırtında taşıdığı un çuvalları…
Yorum BırakGünter Grass’ı çoğumuz belki de sadece o meşhur “Teneke Trampet” romanıyla tanırız. Hatta adı anıldığında akla ilk gelen eseri çoğu zaman budur. Oysa Grass, yalnızca romanlarıyla değil; resimle, heykelle, çizgiyle ve tiyatroyla da uğraşan çok…
Yorum BırakYeni taşındığı apartmanda ilk geceyi geçiren Derya, duvarların beklediğinden daha ince olduğunu fark ettiğinde komşularının hayatına istemeden tanık olmaya başladı. Derya, hukuk fakültesi üçüncü sınıf öğrencisiydi. Hayallerinin şehri olan İzmir’e üniversiteyi kazandıktan sonra gelmişti. Bir…
Yorum Bırak–Yahya Kemal’in “Rindlerin Ölümü” adlı şiirine nazire– Hâfız’ın gazelleri ıhlamurlara düşermiş, Yeniden akikten göğe cân veren zambakla. Gece, nazlı, rindâne, eteklerin toplarmış, Eski Vaymar’a merhaba diyen ışıklarla. Ölüm bir serinliktir muzdarip rûha, derde; Gönlü sükûnet…
Yorum BırakAkşamüzeri canım sıkılınca Refik Abi’nin yanına gitmek istedim. Odasının penceresini tıklattığımda kırık cama sıkıştırdığı, güneşten sapsarı olmuş gazete tomarını çekip çıkararak, “Kapı açık, gel içeri, gel,” dedi. Bir yandan da elindeki telefona bakıp kıs kıs…
Yorum Bırak“Bu Hikâye Senden Uzun Osman” oyununa gittim. Şenay Gürler’in sahnelediği tek kişilik bir oyundu. Gürler, diksiyonunu ve ses tonunu beğendiğim sanatçılardandır. Bununla beraber, arka planda işini yapmaya devam eden; popüler kültürün tuzağında erimeyi seçmeyen isimlerden…
Yorum BırakBugün de geç kaldım. Hay aksi! Yine kahvemden bir yudum almadan kendimi sokak kapısında buldum. Bu vakitlerde, sabah öpücüğünü yanaklarıma konduran Poyraz, yalnızlığımın yarısını alıyor, sağ olsun. Alacakaranlığın hâkimiyetinde sessiz bir ahenk yankılandı sanki kulağımda:…
Yorum BırakYılların verdiği alışkanlıkla yine aynı saatte uyandı. Gün ışımış, taptaze bir sabah odaya dolmuştu. Uyku mahmuru gözleri karısı Zehra’yı ararken, o elinde kahvaltı tepsisiyle odaya girdi. Kahvaltının ardından üzerini giydi. Evden çıkarken karısı, “Akşama…
1 Yorum







