Editörden
Yeni yayımlanan Kösadil Cumhuriyeti üzerine bir söyleşi hazırlamak istediğimizde ilk düşüncemiz, doğal olarak yazarı Ebuzer KALENDER ile konuşmaktı. Ancak kendisinden beklemediğimiz bir cevap aldık. “Bu söyleşide ben değil, romanım konuşsun. Çünkü Kösadil Cumhuriyeti, yalnızca anlatılan bir hikâye değil; kendi dili, kendi hafızası ve kendi gerçekliği olan bir dünya. Böyle bir dünyayı en iyi yine kendisi anlatabilir…”
Aşağıdaki söyleşinin muhatabı yazar değil, doğrudan Kösadil Cumhuriyeti‘dir. Verilen cevapların doğruluğunu teyit edemedik. Zaten roman da böyle bir iddiada bulunmuyor.
Önce sizi tanıyalım.
Aslında yabancı sayılmam. Ben yeni bir romandan çok eski gerçeklerin vatandaşlık değiştirmiş hâliyim. Artık kendi cumhuriyetimde yaşıyorum. Okurlarım beni görünce tanıyacaktır. Gülümseyip gülümsemeyeceklerini bilemem.
Kösadil ne demek?
İsmimin anlamını son sayfalara kadar kullanma yetkisine sahip değilim. Bu bilgiyi ne yazık ki kamuoyuyla paylaşamam. Kitabı bitirenler bu bilgiyi paylaşmakta serbesttir. Ama doğabilecek sonuçlardan Cumhuriyetimiz sorumlu değildir.
Nasıl bir ülkesiniz?
Ruhların kargoyla taşındığı, şehirlerin duyulara göre ayrıldığı, insanların ruhsuz da yaşayabildiği bir ülke. İlk bakışta yabancı gelebilir. Sonraysa tanıdık. En tehlikeli kısmı da bu.
Sizi hangi türe koymalıyız?
Pasaportumda “roman” yazıyor; sınır kapılarında bazen alegorik distopya, bazen kara mizah, bazen de üstkurmaca kaşesi vuruyorlar. İçeri girince kaşelerin hiçbir hükmü kalmıyor. Ben bir roman olduğumu iddia etmiyorum. Bunu daha çok yayınevim söylüyor.
Okur sizi nasıl okumalı?
Güvenerek başlamasını önermem. Şüphe, bu yolculukta daha güvenilir bir refakatçidir. Arada durup etrafına baksın. Eğer okuduklarıyla yaşadıkları birbirine benzemeye başlarsa… Kitaba biraz ara versin.
Gerçekten var mısınız?
Haritada ararsanız bulamayabilirsiniz. Ama aynalarda görebilirsiniz.
Son olarak okura ne söylemek istersiniz?
Kapağımı kapattığınızda dünya eskisi gibi görünüyorsa ya ben eksik yazıldım ya da siz fazla alıştınız. Ben bittikten sonra hikâye bitmiyor. Sadece anlatıcı değişiyor.
Editörün Notu: Söyleşi burada sona erdi. Roman konuşmaya devam etti. Yayın ilkeleri gereği tamamını yayımlayamadık.




